Amaç: Direkt immünfloresan inceleme, müköz membranları da etkileyebilen immün aracılı dermatolojik hastalıkların doğru ve ayırıcı tanısına ve tedavi yönetimine katkıda bulunmaktadır. Bu çalışmada direkt immünfloresan ve histopatolojik inceleme yapılan cilt/mukoza biyopsilerinin immünfloresan sonuçlarını, histomorfolojik bulgularını, ön tanılarıyla uyumunu karşılaştırmak ve immünfloresan incelemenin diagnostik rolünü değerlendirmek amaçlanmıştır.
Hastalar ve Yöntem: 01 Ocak 2019 – 31 Aralık 2019 tarihleri arasında patoloji laboratuvarına gönderilen toplam 207 hastanın biyopsileri değerlendirildi. Ön tanılara göre gruplar oluşturuldu (intraepitelyal/subepitelyal ayrışmalı durumlar, lupus eritematozus, liken planus, vaskülit), histolojik (intraepitelyal/subepitelyal ayrışma, klazis, dermal müsin birikimi) ve direkt immünfloresan (İmmünglobülin G, M, A ve C3 birikimleri, paternleri) bulgular kaydedildi. SPSS 23.0 yazılım programında Kappa istatistikleri ve McNemar testi kullanıldı. P<0.05 istatistiksel olarak anlamlı kabul edildi.
Bulgular: Direkt immünfloresan sonuçları 115 hastada negatif, 91 hastada pozitifti ve bir hastada değerlendirme yapılamamıştı. Büllöz pemfigoidli 44 hastanın 19’unda (%43,2), pemfiguslu 18 hastanın 10’unda (%55,6), lupus eritematozuslu 26/51 (%50,9), liken planuslu 10/15 (%66,7), Henoch Shönlein purpuralı 6/6 (%100), diğer vaskülitler için 37/62 (%59,7) hastada histopatolojik uyum izlenmiştir. Direkt immünfloresan pozitifliği büllöz pemfigoid için 19/19, pemfigus için 10/10, lupus eritematozus için 11/26, liken planus için 2/10, Henoch Shönlein purpurası için 6/6, diğer vaskülitler için 28/37 olguda saptanmıştır (κ = 0.021).
Sonuç: İmmün aracılı dermatolojik hastalıkların tanısında ve vezikülobüllöz hastalıkların ayırıcı tanısında direkt immünfloresan inceleme, klinik ve histolojik bulgulara önemli ölçüde destek olmaktadır.
Objective: Direct immunofluorescence examination contributes to the correct and differential diagnosis and treatment management of immune-mediated dermatological diseases that can also affect the mucous membranes.
In this study, it was aimed to compare skin/mucosa biopsies performed using direct immunofluorescence and histopathological examination, compliance with the preliminary diagnosis and to evaluate the diagnostic value of immunofluorescence examination.
Patients and Methods: A total of 207 patients’ biopsies sent to the pathology laboratory between January 01, 2019 and December 31, 2019 were evaluated. Groups were formed according to the preliminary diagnosis (intraepithelial/subepithelial separation conditions, lupus erythematosus, lichen planus, vasculitis), and histological (intraepithelial/subepithelial separation, clasia, dermal mucin deposition) and direct immunofluorescence (immunoglobulin G, M, A, and C3 depositions, patterns) findings were recorded. SPSS 23.0 package software with Kappa statistics and the McNemar test were performed. P<0.05 was considered statistically significant.
Results: Direct immunofluorescence results were negative in 115 patients, positive in 91 patients and could not be evaluated in one patient. Histological agreement was found in 19 of 44 (43.2%) patients with bullous pemphigoid, 10 of 18 (55.6%) with pemphigus, 26/51 (50.9%) with lupus erythematosus, 10/15 (66.7%) with lichen planus, 6/6 (100%) with Henoch Shönlein purpuras and 37/62 (59.7%) with other vasculitides. Direct immunofluorescence positivity was found as 19/19 for bullous pemphigoid, 10/10 for pemphigus, 11/26 for lupus erythematosus, 2/10 for lichen planus, 6/6 for Henoch Shönlein purpura, and 28/37 for other vasculitides (κ = 0.021).
Conclusion: Direct immunofluorescence examination significantly supports clinical and histopathological findings in the diagnosis of immune mediated dermatologic diseases and in the differential diagnosis of vesiculobullous diseases.